Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemizden yararlanabilmek için Kayıt olmalısınız.

Kullanıcı Adınız:
  

Şifreniz:
  





Forumda Ara

(Gelişmiş Arama)

Forum İstatistikleri
» Toplam Üyeler: 3
» Son Üye: RasitTunca
» Toplam Konular: 448
» Toplam Yorumlar: 454

Detaylı İstatistikler

Kimler Çevrimiçi
Toplam: 60 kullanıcı aktif
» 0 Kayıtlı
» 58 Ziyaretçi
Bing, Google

Son Aktiviteler
Raşit Tunca Fotoğrafları ...
Forum: Raşit Tunca'nın Fotoğrafları
Son Yorum: RasitTunca
06-17-2022, 10:11 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 51
RASiDi EVRADI PRO13.918 R...
Forum: Raşit Tunca'nın Kitapları
Son Yorum: RasitTunca
06-13-2022, 07:17 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 70
RASiDi EVRADI PRO13.918 (...
Forum: Raşit Tunca'nın Kitapları
Son Yorum: RasitTunca
06-13-2022, 07:13 PM
» Yorumlar: 0
» Okunma: 52

 
  Takva Allah’a Yaklaşmayi Dilemekdir
Yazar: RasitTunca - 06-09-2022, 12:24 PM - Forum: Tasavvuf Bilgileri - Yorum Yok

   

Takva Allah’a Yaklaşmayi Dilemekdir - Takva Doğrularla Beraber Olmakdadir

(Kar©glanin 30 Mart 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَهُوَ اللّهُ فِي السَّمَاوَاتِ وَفِي الأَرْضِ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ

Ve huvallâhu fîs semâvâti ve fîl ard(ardı), ya’lemu sırrakum ve cehrekum ve ya’lemu mâ teksibûn.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 3. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn

Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet

-------------

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

أْمُرْ أَهْلَكَ بِالصَّلَاةِ وَاصْطَبِرْ عَلَيْهَا لَا نَسْأَلُكَ رِزْقًا نَّحْنُ نَرْزُقُكَ وَالْعَاقِبَةُ لِلتَّقْوَى

Ve’mur ehleke bis salâti vastabir aleyhâ, lâ nes’eluke rızkâ(rızkan), nahnu nerzukuke, vel âkıbetu lit takvâ.

Sadakallahul Aziym TÂHÂ Suresi 132. ayet

Mealleri :

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

O, göklerdeki ve yerdeki tek Allah'tır. Gizlinizi, açığınızı bilir. (Hayır ve şerden) ne kazanacağınızı da bilir.

Sadakallahul Aziym EN'AM Suresi 3. ayet

Ey iman edip Allah’a Yönelenler, doğrularla beraber olun. (Bu Yola sıdk ile baglananlarla beraber olun).

Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet

Yakınlarına salâtı (Namaz ile rabbine yönelişi) yaşamalarını emret; kendin de onda devamlı ol, (Orda bir rizkan lehüm var amma, lehüm kaybolmuş) Biz seni onlarin rizki ile mes ul tutmuyoruz, bilakis seninde onlarinda rizkini veren biziz, (Sen Rabbine yaklaşmakda gayret üzerine ol), cünkü gelecek Rabbine yaklaşanlarin olacakdir.

Sadakallahul Aziym TÂHÂ Suresi 132. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

"Başınıza şu yedi şey gelmeden güzel işler yapmakta acele ediniz: Kişiyi unutturucu kılan fakirlik, azdıran zenginlik, bozan hastalık, bunaklık derecesinde yaşlılık, âniden gelen ölüm, beklenenlerin en kötüsü deccâl ve hepsinden daha şiddetli ve acı olan kıyamet."


( Hadis-i Şerif Ebû Hureyre radıyallahu anhdan. Tirmizî)

---------------

فَالأَوَّلُ : عَنْ أبي هُرَيْرَةَ رضي اللَّهُ عنه قال : قِيلَ : يا رسولَ اللَّهِ مَن أَكْرَمُ النَّاسِ ؟ قال : « أَتْقَاهُمْ »

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular


Ebu Hüreyre Radiyallah-u anh’den rivayet edildiğine göre, şöyle demiştir;

-“Ya Resulallah, insanların en hayırlı ve değerlisi kimdir?” dediler.

Peygamber Aleyhis Selam;

-“En ziyade Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenlerdir)” Buyurdu.

( Hadis-i Şerif , Buhari ve Müslim)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

Allah kuranda Allah a yaklaşmanin yollarini şöyle izah ediyor

1. Ey iman edip Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), doğrularla beraber olun. (Bu Yola sıdk ile baglananlarla beraber olun). TEVBE Suresi 119
2. Ey iman edip Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), Gücünüz yettgi kadar hak ve adelet üzre olun, sakin müslümanlar olmadan ölmeyin. ALİ İMRAN Suresi 102
3. Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), Dinleyin ve itaat edin! Ve kendiniz için hayır olarak infâk edin (verin). Ve kim nefsinin cimriliğinden kendini korursa (sakındırırsa), o taktirde işte onlar; onlar felaha (kurtuluşa) erenlerdir. TEGABUN-16
4. Ey iman edip Allah’a Yönelenler(yaklaşmayi dileyenler), Söylerken Sözün Sinirlarini koruyun. AHZAB-70
5. Kim Allah’a Yönelmeyi (yaklaşmayi) dilerse, (Allah) ona bir çıkış yeri nasip kılar. TALAK-2
6. Ey iman edenler, Muhakkakki Allah’a Yönelenler (yaklaşmayi dileyenler) icin, O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. ENFAL-29



Emir'el Müminin İmam Ali (a.s), İbn-i Mülcem tarafından kılıçla yaralanınca oğlu Hasan ve Hüseyin (a.s)'a şöyle buyurdu: "Size Takvayi (Allah’a Yönelmenizi(yaklaşmayi dilemenizi) ve her ne kadar dünya sizi istese de dünyayı istememenizi, dünya sizden bir şey aldığında buna üzülmemenizi, hak üzere konuşmanızı, (ahirette alacağınız) mükafat için amel etmenizi, zalime düşman ve mazluma ise yardımcı olmanızı tavsiye ediyorum."

(Nehc'ül Belağa 47. Mektup)

   

"Manyetikleyici - Manyetikliğini Yok Edici" bir alet var, yani mikro elektronikte kullanilan, TV tamircilerinin kullandigi bu alet ile, tornavidanin ucu, bu aletin Manyetikleyici icine sokulup, ucu miknatislanarak, hassas noktalardaki vida sökülünce, veya vidalancagi vakit, vidanin tornavidanin ucunda yapişmiş vaziyette kalmasi saglanir. yani bu aletin özelligi, yakinina gelen kücük metalleri, kendine benzetip miknatislandiran bir miknatis veya miknatis olmayan fakat miknatislanmiş bir metali de, demagnetize eden Manyetikliğini Yok Edici bir alet.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.

Meali :

Ey iman edenler! Allah’a karşı gelmekten sakının ve doğrularla iyiler ile salihler ile beraber olun.

(Sadakallahul Aziym TEVBE Suresi 119. ayet)

"ve kûnû meas sâdikîn
doğrularla beraber olun."

demekde bu gibi, Magnetize yani yanina gelenleri kendine benzetebilcek kadar güzel ahlakli kimseler, veya Demagnetize gibi, cekiciligini kaybetmetmesine sebeb olan, kafir münafik yalanci gibi kötü ahlaklilar.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Kişi arkadaşının dini (ahlakı) üzeredir. Öyleyse her biriniz kiminle arkadaşlık ettiğine baksın (dikkat etsin)."

(Ebu Davud4833- Tirmizi 2379)
ve insan miknatislik derecesine yükselince, yakinina geleni manuple edebilir, yani onun fikirlerini degiştirebilir, bu amma iyi kimselerden olsun, ammada kötü kimselerden olsun,.
cünkü kendimden örnek verirsem ben eskiden sigara icerdim, sigara icmesini, sigara icen birinden aldim, manuple oldum. yine alkol arkadaş teklifi ile başlanilan hastaliklardandir,....
öyleyse kötü ve cirkin ahlakli kimselerde miknatsdilk derecesine cikabilir , amma onlar cikinca insanlari kötü ahlakla manuple ediyorlar, amma iyi kimseler ise, bir güzel ahlaki, yapa yapa, onda o ahlak meleke haline gelince, onlarda yanina gelen kimselere, bu güzel ahlaki manuple edip, namz kilan bir kimsenin yanina giden kimsenin namazi sevmesi, namaz kilma istegi duymasi, dua edeni görünce, dua etmeye başlamasi bu sebebledir. ve isanoglunun ögrenme yöntemlerinden biriside, aynel yakin ögrenmekdirki, yani bazi kimseler güzel ahlaklari hakkal yakin yaşayinca, onu gören insanlara, ve aynel yakin bakan kimselere otamatikmen tesir edip, onlari o ahlaka manuple etmekdedir, ve böyle güzel ahlakli cemaatin icinde bulunmak, bu güzel ahlaklari yapanlarin dercesine göre, her gün daha güzel bir ahlak ile ahlaklanmayi ögretirken, kötü kimseler olup, onlari yani iyileri terketmekde, insanlari ucuruma götürür.

Ve Atalar demişki :

"Sarı öküzün yanında duran; ya huyundan ya tüyünden kapar."

öyleyse ey insanoglu
Ey Takva isteyenler,
Ey iman edip Allah’a Yönelenler ,
"Ey Allah’a yaklaşmayi dileyenler, doğrularla beraber olun. (Bu Yola sıdk ile baglananlarla beraber olun).
TEVBE Suresi 119

Cemmatle namaz kilmanin efdaliyeti bu yüzdendir, ve yine cuma toplanilmasi bu yüzdendir.

Bu hususda
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular
“Cemaatten ayrılmayın, ayrılıktan sakının. Şüphesiz şeytan tek başına kalanlarla birliktedir, iki kişiden ise uzaktır. Kim cennetin ortasını isterse cemaate yapışsın”

(Tirmizî, “Fiten”, 7; ayrıca bk. Nesâî, “Tahrîmü’d-dem”, 6)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

“Cemaatten ayrılmayın, zira sürüden ayrılanı kurt kapar”

(Ebû Dâvûd, “Salât”, 46)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Yine Buyurdular

"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat olacaktır."

buyurmuş. Ashab sormuşlar:

"Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?"

Şöyle cevap vermiş: "Firkayi Naciye" Yani

"Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır."

(Tirmizi, İman,18; İbnu Mace, Fiten, 17)

Ve Tarikatler, Cemaatler, eger hak yolda ise, işde Peygamberin sünnetlerinin hakkal yakin yaşandigi yerlerdir. ve oralara gidenlerde, onlardan görüp, aynel yakin, bu sünnetleri ögrenip, sonrada hakkal yakin yaşamaya başlayanlar olurlar, ve böyle cemmaatlerle olmaklada
"ve kûnû meas sâdikîn
doğrularla beraber olun."
ayetine itttiba etmiş olunur.
işde o "Firkayi Naciye" de böyle sünnet üzre yaşayanlar cemaatine denilir, hani nerde bu cemaat? fetocularmi? yahut nakşilermi? yahut cübbeli cemaatimi?
burda devreye
6. Ey iman edenler, Muhakkakki Allah’a Yönelenler (yaklaşmayi dileyenler) icin, O, size iyiyi kötüden ayırt edecek bir anlayış verir ve sizin kötülüklerinizi örter, sizi bağışlar. Allah, büyük lütuf sahibidir. ENFAL-29
ayeti girer ve allah bunu isteyenlere iyi ile dogruyu ayirt eden furkan melegi verecegini sölüyor, yani o zaman "benim cemaatim en üstün" degil, eger onlarda, o cemaatte bir yanliş var ise, bunu görebilcek bir farkindalik verilirmiş insan, eger sen senin şeyhi pohpohlamamizi, gavs guvs dememizi bekliyorsan, bu dogru olan degil. insan beşerdir, ulul azim peygamberler bile hata ettiyse, en başta Adem ile Havva, cennet gibi bir yerde hata edebildiyse, o zaman bu ahir zaman mundarliklari dolu dünyada, saglam kalabilcek insan bulmak zor, ve senin cemattede hatalar, senin şeyhdede yanlişlar olabilir, bunlari görmek işde farkindalik olan, furkan melekesi verilmesi demekdir. Eger sen hala t a y y i p en üstün diyorsan, o zaman sen Takva istemedin, ve Allah’a yaklaşmayi dilemedin demekdir, ve öyle olunca sanada furkan verilmedi demekdir. ve sen senin şeyhe senin parti başkanina hata yapmaz tanri gibi bakiyorsan işde, cünkü sende o farkindalik yok, kör bakiyorsun demekdir.

---oOo---

Agac dalda meyva veriyor, ve ve icinede en öz bilgileri olan, bir ckirdek sakliyor. o cekirdekde dalin bütün SIRLARI sakli, ve hatta yeni versiyonlari var, yeni bilgileri var.
ve öyle olunca işde gecenki acikladigimiz hadisin yorumunda, ahir zaman ümmeti mehdi cocuklari olacak dedik.
ve mehdi cocuklari icin extra birşeyler yapmaya gerek yok , yemini ver, suyunu ver, okulu geldimi okula gönder, yaşi geldimi evlendir yeter, yani zaten onlarin hepsininin icinde mehdi bilgileri SAKLI Zaten, onlar eger iclerindeki cekirdegi inkişaf ettirebilirlerse, onlardan daha bilgili mehdi askeri olcakdir, mehdi bilgisi ile donanmiş mehdi askerleri olacakdir.

Bunun örnegi : Allah Hz Ademi yaratinca, ona otuz senede meleklerin tedrisatinda geciripde öyle oku demedi, o bütün bilgi ile donanimli idi, ona Allah ögretmişdi zaten, ve melekerin yaninda

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَعَلَّمَ آدَمَ الأَسْمَاء كُلَّهَا ثُمَّ عَرَضَهُمْ عَلَى الْمَلاَئِكَةِ فَقَالَ أَنبِئُونِي بِأَسْمَاء هَؤُلاء إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ

Ve alleme âdemel esmâe kullehâ summe aradahum alel melâiketi fe kâle enbiûnî bi esmâi hâulâi in kuntum sadikîn.

Ve (Allah), Âdem’e, (Allah’ın) isimlerinin hepsini (bu isimlerdeki hikmetleri) öğretti. Sonra onları meleklere arz ederek dedi ki: “Haydi sadıklardan iseniz onun bildiklerini, siz isimleri ile bana haber verin (söyleyin).”

BAKARA Suresi 31. ayet

yani Ademin icinde bilgi hazir vaziyette var.

Evine bir tane Bilgisayar yazicisi Drucker aldin, ve sen onun driverini bilgisayara install edince, o nasil yazacagini biliyor, onu birde iki sene nasil yazacak ögretemiyorsun, zaten satan adam sana onun nasil yazacagini proglamladigi bilgi cd si ile birlikte satiyor, ona iki senede yazmayi ögretmeyecen yani,
Mehdi askerlerinin icindede bilgi var, onlar yaşi geldikce, ve aydinlandikca, o bilgilere zaten vakif olcaklardir.
ve Hz. Ademe ögretilen ise, düşünebilme, karar verebilme ve konuşabilme yetenegidir, cünkü melekler ilham ile konuşur, yani kelamsiz kelimesiz konuşurlar, oysaki Hz Adem ve insanoglun ses ile kelimeler ile konuşur, kelimesiz kelam olmazkine, ve öyle olunca, Allah Ademe dünyada ne kadar dil varsa hepsini icine dercetti, o bütün dilleri biliyordu, ve bizler zaten, onun cekirdeginin cekirdeginin,...... cekirdekleri oldugumuzdan, bizler ondaki bilgileri inkişaf ettirip, bugün yeni bulunan bir alete, ondaki sakli olan isimi veririz. ve konuşurkende o isim ile. o cihazi. buluşu. ve dogan cocugu cagiririz, işde o bilgi zaten Hz. Ademin icinde vardi, ve şimdi bizler sadece o bilgiyi inkişaf ettirenleriz.

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“Mehdi tıpkı Zülkarneyn ve Süleyman gibi dünyaya hükmedecektir.”

(El Kavlul Muhtasar Fi Alamatil Mehdiy-il Muntazar, s.29)

bu hadisi biz sesli vaazda yorumlarken dedikki, bu demek olurki: son ümmetin mehdi cocuklari olacagini, ve onun simasinda olacaklarini söyledik. ve böyle olunca ve onun cark sistemi ise, komple sistemi ceviren bir carka sahip demek olur, süleyman 300 lü ve fakat mehdi ise aynen Hz. süleyman gibi bu hadisde gecen, yani o bütün sisteme, zamanindaki bütün sisteme hükmedecek olunca, onun cark sistemi bütün sistemi döndüren bir carka sahip (onun tabancasi) işde, bütün sistemi döndüren cark demekdir. ve o baharida ayarlar, yazida.

ve bölye olunca gecen hafta o vaazin üstüne Ali Agaoglu bir röportajinda gecenki patlamada ölenlere cicek koyduklarini bahsederken dediki benim ortanca hanim dedi. yani "ortancanin kocasi" koyduk onun ismini bundan sonra, ve bizim vaaza itafen, bir kac karili oldugunu göstermek istedi, ve bizi ve "ortancanin kocasini" eleştirenlere cevabimiz şudur ki:

Fakir bir adam bütün biriktirdigi parasi ile, bir tane haci murat alabildiyse, o onun fakirligi, hekes haci murata binmiyor azizim, dünyada ferrariye, jaguara binenlerde var, ve yine senin benim bir tane arabam var diye, herkesi öyle tek arabali sanma, ve bak o ali agaoglu varsan baksan, araba koleksiyonu yapiyordur. yani senin sadece bir haci murat varken, otopbüs sürüsü olan ULUSOY TURIZMI - Pamukkale turizmi, Kamil koclari düşün, belki 300 tane otobüsü var, belki sen bir bisiklete binerken, burada "Meindl Transport" diye bir kargo şirketi var, adamlarin belki 100 tane TIRI var, ve bunlarin eli tanesininde iki kasassi var birde , düşün bu TIRLARI satan TIR glaericinin zenginligini ve yine bu TIRLARI yapan fabrikanin sahibinin zenginligini, öyle fabrikada mühendis olmakla da bana hava atma,
öyleyse Sen Hz Süleymanin niye 300 karili olduguna şaşiyorsun, Allah ona, o istidati verdiyse, ve zamaninda, onun zamaninda en büyük tir da atlardi ferraride Atlardi. ve Hz. Süleymanin en güzel SALMA atlari varmiş, ve herhalde o zamanin TIR larindan 300 taneside onun ahirinda bagliymiş, demekki 300 KISRAK At, yani bügünün man TIR lari gibi, yani öyle olunca, Kanuninin bile sarayinda 300 cariyesi var idiyse, o zaman süleymanlar sülümandan, ve öyle olunca 300 karinin 300 üylede yatan O, ve onun tabanca, ve o tabanca 300 kariyi, yani 300 nefs makamini terbiyet eden adam, ve bizim peygamberimiz ise 12 karili ve, 12 nefs makami verilmiş bizim sistemimize, yani (nefsi emmare , nefsi lavvame,.....) ve dedikki en son gecen hafta, onu "ramazandan indirdik" diyor Allah dedik, yani ramazan 11 aydan daha hayirli, ve yani halley yildizi dedik, ve halley : hatceeeeee yani 11 karidan daha hayirli olan karisi, yani bizer onun rahminden inip gelenlerden,.. inip gelenleriz, yani ümmeti muhammedin annesi hatcedir, Haticeyi Kübradir. ve 9 gezegen, bir tanede ilede halley var, yine en son ayşe ile evliyidi, ve güneş sisteminin en sonunda, Hz Ayşenin gezegeni var, ve öyle olunca, bir tanesi sanki kayip gibi, halbuki fatma icin ise babasinin annesi diyordu, yani onun indigi kadirde Rahimde Fatma veyada Hz Amine ve 11i bilniyor birde babasinin annesi, ve vede muhammedde annesinin babasi olunca, bir tanede onun sisteminde Fatma gezegeni var, ve o gezegen öyleki onun 3 tane uydusu var, hasan hüseyin ve muhsin birisi sönük ikisi aktif.
ve öyle olunca, mehdinin bütün dünyaya hükmetmesini demekde ne demek işde sen anla artik, yani onun ahirzmanda, son ümmeti oluşturmak icin dölledigi anneler, ve son yildiz sistemini temsil edecekdir, ve o işde sondan başa döndürcek olandir "Nas" suresinden "Fatiha" ya döndürcek olandir.

KIYAMETE YAKIN ALAMETLERDEN

"İlmin azalması, bilgisizliğin çoğalması, fuhşun alana çıkması, kadınların çoğalması, elli kadına bir erkek düşecek kadar erkeklerin azalması kıyamet alâmetlerindendir."

(Buhârî. Tecrîd-i sarîh: 72)

"Devlet malı belirli çevrelerin menfaati yapıldığı, emanet kelepir ve zekât angarya sayıldığı, ilim dinden başka gaye için tahsil edildiği, kişi karısına itaat edip annesine asi olduğu ve dostunu kendisine yaklaştırıp babasını uzaklaştırdığı, mescidlerde gürültüler başgösterdiği, fâsık kimsenin kabilenin başına geçtiği ve aşağılık adamın milletin lideri olduğu, şerrinden korkulduğu için kişiye ikramda bulunulduğu, şarkıcı kadınlar ve çalgı âletleri türediği, şaraplar içildiği ve bu ümmetin sonunda gelenler evvel gelenleri lânetlediği zaman; işte o zaman kızıl bir rüzgâr, zelzele, yere batma, şekil değiştirme, taşlanma ve ipi kopan bir kolyenin tanelerinin birbiri ardı sıra gitmesi gibi birbirini takip eden alâmetler beklesinler."

(Tirmizî)

Rabbim, ahirzman insanlarina, mehdinin kim, ve görevlerinin ne oldugunu, gercek manada anlamak nasip etsin.


---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 30 Mart 2016 Çarşamba

Original Kar © glan


Bu konuyu yazdır

  Yakin Bilgisi Nedir? Örnekleriyle Beraber
Yazar: RasitTunca - 06-09-2022, 12:22 PM - Forum: Tasavvuf Bilgileri - Yorum Yok


YAKiN BiLGiSi NEDiR? ÖRNEKLERiYLE

(Kar©glanin 12 Nisan 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

الم تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ

Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 1. 2. 3. 4. ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Elif lâm mîm. Tilke âyâtul kitâbil hakîm. Huden ve rahmeten lil muhsinîn. Ellezîne yukîmûnes salâte ve yu’tûnez zekâte ve hum bil âhırati hum yûkinûn.

Meali :

Ayaktakilere Egilenlere Oturanlara dir bu söz.
Bunlar, hakîm olan Karar mercii olan Kitab’ın Âyetleri’dir.
Bu ögütler sadece ihsan makaminda olanlar icindir, (önüne gelenin yapacagi işler degildir, Doktorun yapmasi gerekeni hakim yaparsa olmaz , hakimin görevini, calgici yapmaya kalkarsa yine olmaz).
Ve Onlar, namazı ikame ederler (namaz kılarlar), ve zekâtı verirler. Ve onlar, ahireti yakinen bilirler.

Sadakallahul Aziym LOKMAN Suresi 1. 2. 3. 4. ayet


---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin. "Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?" denince, iş ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin.buyurdu.

(Hadisi şerif)


"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn.

Ve sana “Yakîn Bilgisi” gelinceye kadar , Allah a Kullukda Devam et.

Sadakallahul Aziym HİCR Suresi 99. ayet

isa efendimiz öyleki ona öyle bir yakin bilgise gelmişdiki, hangi şeyin, hangi topragin, hangi bitkin, kimin cibilliyati oldugunu biliyordu, cönkü o nun, o topragin o melekeleri ona diyorduki : ben falanciyin, ben fillanciyin, bu muhmede ne zaman geldi, taa müşrikler muhammede davet verip, sonra onun yemegine zehir katip sunduklari güne kadar, onda o yakin bilgisi yok idi, ve o gün o eti agzina götürdü, ve etteki o meleklr ona dediki,"ya rasulallah, beni yeme ben zehirliyin" dedi, peki bu yakin bilgisi ne olaki, işde o elementlerin sesini duyar olmak, element meleklerinin sesni duyar olmak makami: makami safiye, tasavufdaki nefsin rütblerinden safiye makamindan bahsediyoruzki, o kadar saf dereceye ulaşacaksinki, saaffet ve saafiyetin senin, elementlerin sesini duymaya kadar götürcek ve sende. o kdarki o sesleri duyup ayirt edebilcek bir yakin bilgisi hasil olacak yani, ve yine isa efendimiz ve havarileri bir yere vardilar ve, isa bir avuc yerden toprak veya camur alip dediki bu dedi bilmem nuhun oglu mafsal kemigi dedi, haydi diriltte bakalim o zaman ya ruhullah dediler,
"Rabbena atina min ledunke rahmeten ve heyyi’ lena min emrina reşeda”
dedi o taprak canlandi kalkdi onlarla konuşdu, ve gördülerki isa dogru söylüyor, ve havarilere gecdi bu sefer bu yakin bilgisi onlarda tebiatin sesini duyar oldular, tabiat ana onlarlada konuşur oldu. ve işde safiye makami bazen elden ele verilir, bazende kendi tasarrufun ile kazanirsin, yakin bilgisi böyledir, ilmlel yakin bilgisi icin, elinde ilmi bir burhan olmali, yani yazili bir metin, bir bilgi olmaliki onu okuyup ilmel bilebilesin. yazili bir metin bir bilgi olmadan onu ilmen bilemezsin, ve Allah bu ilimini öyle her zaman insanlarin sandigi gibi tevrat levhalari gibi levhalara yazmamisdir, ve ve tevrat nüshalari yazili olan levhalar dünyanin dört bir yainindaki taslara kazinmis olan bütün yazilar tevrat nüshasidir ve orjinaldir, tahrip edilmemiş olan tevrat onlardir, ve taa bu misir piramitilerinin icindeki resimli yazilarda buna dahildir tahrip edilmeden günümüze kadar gelmiş, cünkü taşa kazinmiş, amm insanoglunun bunlarda ahmaklik etitgi görülünce, rabbim bu yöntemi neshetmişdir, ve kuran kainatta yazilidir. nasil? mesala cekirgelerde bir ayet veya bir nüsha vardir, bilmem aluminyumun iicnde bir nüsha vardir, yine eşşekde bir nüsha, devede bir nüsha veya ayet yazilidir, ve bütün hak kitaplar canlidir, hala bozulmadan kalanlari vardir, ve tahrip edilmiş olanlar, zaten bugün yine tahrif edilmiş olan bitkiler hayvanlar olarak tezehür göstermekdedir, özü bozulmuş bir elma tahrif olmuş bir ayeti temsil eder, amma onun orjinal metni elmizde varsa, bozulmamiş bir elma türü, cekirdegi tahrif olamamiş, Allahu tealanin ayetlerinden bir ayeti temsil eder, ve kuran kainatta yazildir işde.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

Fe selâmun leke min ashâbil yemîn.Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn. Fe nuzulun min hamîm. veya Ha ve mim . Ve tasliyetu cahîm.
İnne hâzâ le huve hakkul yakîn

Ey sağdaki!( ey iyler zümresi) Sana selam olsun!
(Dallin veya sol ve kötüler) Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,
Ve onlar icin alevli ateşe atılma vardır. su gibi kaynamak vardir.
veya asli vatani ateş olmak vardir, yani ateşden bir parca olmak vardir.
ve bunlar muhakkakki taddirilarak, hakkal yakin bilinir ve ögretilir.

VÂKIA Suresi 91. 92. 93. 94. 95. ayet

ingiliz ingilizcesini en iyi ingilterede yaşyanlar ögrenir, veya onu, bir ingilizledevamli konuşanlar daha iyi ögrenir, italyanca böyle, türkcede böyle, almancada, öyleyse elementlerin dilinide elementlerle konuşabilme ve yakin bilgisne sahip olanlar bilir. o derece saf olcakki halin, elementleri duyacak, sonra onlarin dilinden birde anlamak, ögrenmek lazim, mesala ingilizceyi duyarsinda, sen ingilizce bilmiyorsan, anlamzsin ne diyor onlar, elementlerin sesini biz duysak ne kadar bir gürültüdür o düşünün bir, 1cm[sup]3[/sup] bir elementin icinde binlerce o elementin atomundan var, atom mikroskop bazinda görülebilen kücük bir parca, öyle olunca 1cm[sup]3[/sup] bir cam bardagin parcasindaki elementlerin sesini duysan, bir şehrin gürültüsü kadar ses duyman lazim, amma duymuyoz işde, ve ve isaya verilen yakinlik bilgisi, bunlarin sesini duyacak bir yakinlik, yine muhammede öyle bir yakinlik, ve yine Allah, ibrahimi yakacak olan ateşe :

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ

Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrâhîme.


“Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik.

ENBİYA Suresi 69. ayet

öyleyse, öyle bir yakinlik derecesi varki, ateşle suyla konuşabiliyorsun. ve Allah dediki

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ

Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn.

Ve sana “Yakîn Bilgisi” gelinceye kadar , Allah a Kullukda Devam et.
ve bu ilim, Hz ibrahime ögretilirken birinci defa sinandi, yatirdi ismaili kescek, Allah bicaga dur kesme dedi, bicak kesmiyor, kesemiyor, izinsiz kesemez, ve burda ögrenemedi. bu sefer manciniga bindirdiler ateşe atiyorlar, ordada ögrenemedi, Allah diyor "gulne.." , "biz dedikki ateşe" diyor, yani yine ibrahim ögrenmiş olsa, rabbimiz buyurcakki "ibrahim dediki ateşe" olcak amma, öyle demiyor, "biz dedikki" diyor, ibrahim yine bu elementleri duyabilcek, onlarla konuşabilcek yakin bilgisinden yoksun . ve ashabi kehfe öyle bir kelime ögrettiki rabbim, onlar 300 sene sonra kalkmak istediler, ve bu bir kelime ile oldu ve ve kuranda bunu, kehf suresinde nasil anlatiyor, o kelime hakkinda:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا

Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.

De ki: “Denizler, Rabbimin kelimeleri için (kelimelerini yazmak için) mürekkep olsaydı ve onun bir mislini daha imdada (yardıma) getirmiş olsaydık bile, Rabbimin kelimeleri bitmeden, denizler mutlaka tükenirdi.

KEHF Suresi 109. ayet

ve bu SIRLI kelimeyi dedigin zaman 300 senede uyusan, Allah seni uykudan kalkar gibi kaldirir, SIR bu kelimede amma, o kelime hangi kelime, hadi bil. Allah bildirmeyince bilemezsinki, sana o yakinen bidirilmeyince bilemezsinki, ve onlar bir kelme ögrendiler ve ve bu kelime onlari 300 sene sonra uyndirdi, ve her kim akşam yatarken bu ayeti okuyupda,"rabbim, o ashabi kehfi kaldiran kelime hatrina benide şu saatte kaldir2 derse inşallah faydasina nail olur, ve o saatte uyanir, amma o kelime yine, o derece yakin bilgisine ermek ile olur, yoksa bu ayet o kelime degildir, yine sadece o ayet , o kelime hatrina kullanilir. Allahin muradina uygunsa cevap gelir o duadan. (hani mesala herkes uyuyunca kalkip, bilmem sucsuzlari uyurken öldürcen diye okunmaz Smile

ve Allah diyorki, biz ateşe dedikki "serin ol" haydi sende söyle bu kelimeyi ateşe, bnde söyleyen, ateş serin olcakmi bakalim, kimin sözüne itaat edecek, eger ben o yakin ve safiyet makamina cikmadiysam, benim "ya naru berden ve selamen" demem işe yaramaz, hadi diyen bak yine yakar benim elimi, sen de bakalim, seni yakmayacakmi. amma öyle kimseler varki, onlar safiyet makamina cikmiş kimseler, onlar derse o kelimeyi, ateş yakmaz bicak kesmez. nitekim bir tarikat vardirki rufailer diyorlar, onlar bedenlerine şiş sokuyor bilmem kilic sokuyor, bişey olmuyor, neden onlarda bir kelime var, o tilsim amma, o tilsimida söyliyen agiz ve insanlarin hepsi bir degil, amma velevki bir cocuk olsa bile, ve bu kelimeyi, amma elden ele verilir, dilden dile verilir, amma da, kendi tasarrufun ile kazanirsin dedik işde. ve sana bicak dürtseler bişey olmazsin hatta ta kalbine dürtseler yine bişey olmaz, cünkü sen tilsimli kelmeyi biliyoyrasn elementler senin sözünü dinler, ve onlar sana zarar verecek o madeden korunurlar.
Nitekim mehdiyi deccalin kesmes,i fakat mehdinin tekrar dirilmesi cünkü o kelimeyi o biliyor, sonra yine kesemesi yine, dirilmesi sonunda ücüncüde dirilince, bir daha onu öldürümeyecak olmasi ve onun sirtinin onun em ri ile bakirdan ve kjursundan bir hale dösnmesi yani elmentlere emredince kesilmez bir elemente dönünce, onun gücünün bitmesi yani onu yenemeyecegini anlayinca umudu biter, ayni firavun gibi, artik ben ona inandim diyecek amma biraz gec olcak, ayni ikinci firavun, mehdinin firavunu yani, ve orda mehdiye düsen tilsimli kelime "simdimi ahmak, simdimi anladin." evet bujrdan davet var somnun gelcegi güne hazir ol o gün seni gücünün bittgi gün istersen den ve sonuda inan istersen bira geri dur krokmuyan senmisin benmi bundan baklaim haydi cagri davetye buyur dene ya sen ya ben aslar kimdese o kazanir, ve varsa kesilemeye razi olcak başka bir mehdi adayi ciksin, hadi onunla savaşin, varsa öyle onun önünde kesilmekden korkmayacak bir daşşakli mehdi, ben ona öncelik vercen, hadi gitsin yatsin kesilmeye, ve benim atam ismail varken, benim korkum yok, onu kesmeyen bicak benide kesmez amm ne zaman omnuda rabbim bilir, sen o tilsimi bilmezsin, amma o kelime bana ben oray ayatmadan gelcekdir, şimdi boşuna hafizamda arama yok, o safiye bilgisi elin ateşe düşmeden gelir, ibraim ateşe düşmeen hmen önce gelir senin işin bitip mancinigi firlatinca, ben senin elinden cikinca firsat bana gecince, varsa o sesi duyabilcegini başka iddia eden buyursun önden buyursun.
insan kendisinin olmayan lokmayi yiymez dedik, cooook önceki vaazlarmizda. ve bunu şimdi şöyle aciklayacagiz, ve mesala toyota marka bir arabanin tekeri, koca teker bile reno arabaya takan desen uymuyor, yani tekermi teker, cantmi cant, amma o toyata icin, digeri reno icin, öyle olunca, Allahin, senin bedenini oluştursun diye halkettgi bir lokmayi, başkasi yiyemez, sende: başakasinin bedeni olcak lokmayi yiyemezsin, ve yine istisnai durum, isa efendimiz son yemekde ortadaki ekmegi böldü, ve dedi bu benim etim, yiyin dedi, sonra şerbet vardi, vişne şerbeti bu da benim kanim, icin dedi. Yani o , o elemntlerin kendini oluşturcak olan parcalar oldugunu biliyordu, fakat onlari o, havarilerini yedirdi, ve o havarileri olarak hayat sürdü, misyonunu tamam etti, ve hiristiyanlik diye bir din, dünyada, ikinci büyük din oldu, ve onlar yine onun lokmalarini, onun müsadesi ile yediler, amma dedi, sofradiklerden yaninizda, evinize götürmeyin bundan dedi, alip gidenler domuz suretine carpildilar.

iş ehlinde güzel, doktorluk doktor bilgisi olanda güzel, sen hic tedavi olmak icin baytarin önüne yatarmisin, amaliyat etsin diye, belki zorda kalirsan olur amma, ne kadar güvenebilirsin ona, cünkü doktor başka, baytar başka degilmi, yine doktoru alip gelip ona, "hadi bana istanbul köprüsü yap" denirmi, o mühendisin işi ve görevi, ve safiye makamina cikmayan ve SIR saklayamayan birisine bu kelimeler ögretilmez, ve Hz Süleyman, Belkisin veya BALKIZIN tahtini getiren o "Asaf bin Berhiya" da işde safiyye makamina cikmiş olan bir Allah adaminydiki, ona ilahi kelimeler ögretilmişdi, öyle bir kelime ki, onunla bir yerden biryere gidebilme, veya bir yerdekini, başka yere taşiyabilmek icin, bir TILSIMLI kelime, ve eger seni elementlere komutan tayin ederlerse, bir komutan bir orduyu isterse "suya dal" der hepsi suya dalar "cik" der cikarlar degilmi, öyle sokakdan gecen biri askere, yat deyincemi asker yatar, yoksa komutani taniyip komutan deyincemi, yere yatar. öyleyse, işde elementlere emredebilme yetkisi olan bir zati muhteremde, gel buraya deyince, agac kökleriyle cikar gelir. ve muhammedde oldumu? oldu, haceti def iyesini yapacagi zaman agaclara gel buraya, beni sakla diyordu, hacet edesiye gelip ona gelerti olurlardi.
ve hakkal yakin derecesindeki bir yakin bilgisi ateşin yakdigini, gerekince ekmek pişirdigini, ve suyun gerekince hayatenerjisi oldugunu, ve amma bazende, zaman gelipde katil olup, bogup adam öldürdügünü bilmek derecesinde kalir.

ondan daha üstün bir yakin bilgisi varki, işde ateşe serin ve selamet ol diyebilme derecesi, bicaga kesme diyebilme derecesi, ve o makama tasavuf ehli,nefsi safiye diyor. neden bu ihsan makamindan önce gelmesine ragmen, amma ihsan makamindan sonra anlatildi diyenler olcakdir, cünkü hakkal yakin olmadan önce, o ateşe yakma demek lazimdir yoksa, hakkal yakin bilince, ateşin icine düşünce ateşe yakma dersen, senin ya tamamini, yada yarini yakmiş olur, öyle olunca, önce olmasinsa ragmen, sonda olan demekdir. ve vaktinden önce gelen demekdir, ve gecen hafta yazdik, bize füyüzat geldi, ve dediki "zararin neresinden dönersen kardir" ve bunu ben hakkal yakin bilince degil, yani zarara ugradikdan sonra gelse idi, bana faydasi ne olcakdiki zaten, o öyleki sen ateşe düşmeden önce gelen bir bilgidir, bir füyzattir, ilimdir, bilgi ve SIRLI ayet ve kelimedir.
Komutan olmayan brisinin emrine askerler itaat edip uymazlar degilmi , öyle olunca zamanin imami mehdiyi, yer gök ehli bilir, ve ona uyarlar amma insanlarin ahmaklari onuN imam ve komutan oldugunu bilmezler, insanlardan sadece seckin olanlar onu tanir bilirler, ve o yüzden o agaca emretse agac itaat eder, ve su ya dese su itaat eder. amma işde kafir deccal anti uygulamasi yapiyor, ve tersine ceviriyor işde, ve öyle olunca "

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

ذْ أَوَى الْفِتْيَةُ إِلَى الْكَهْفِ فَقَالُوا رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا

iz evâl fityetu ilâl kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi' lenâ min emrinâ raşedâ(raşeden).

kehf ashabina dedilerki "Rabbinizden size Rahmet olarak Gelen Raşidin emriyle diriler olun ."

ve sen de bakalim bu kelimeleri ve birde ben diyen, o ayeti ölüler dirilcekmi dirilmez, cünkü sen o raşid degilsin, sen o isa degilsinki dirilsin, ve komutan kimse elementler ona uyar itaat ederler. . velhasil kelam.

Ve element dili bilmek işde, ilk basamakda "ti ve anti" olarak başlar , yani israfil burusu "tatüüü veya taaa ve tiii veya tüüüü" veya horoz dili "ü' üürü' üüüüüü" ne demek peki bilen varmi, hangi dil bu, ne komut veriyor bu dil acaba diyen varmi, neden böyle ötüyor horuz demek yokmu? yine dolunay olunca kurtlar "wuuuuuuuuu" derler ne komut veriyor acaba, yani Allahin kelimlerini yazacak mürekkeb denizler dolusu olsa, onun kelimelerini yazip bitiremez diyor, Rabbim. cünkü kedi dili, köpek dili, karinca dili, bakteri dili, ,iknek dili, aslan dili, fok baligi dili,........ hangi birini yazcan, anlayacan, ingilizce bilen, birde kendi dilini bilen, iki dil biliyorum diye övünüyor,
lan ahmak,sen bilmezmisin

Allahin binlerce yarattigi hayvani, börtüsü böcügü elmentiyapragi bitkisi agaci cekirdegigezegenleri yildizlari,.....melekleri ceberrut, lahut alemindekiler varken, bunlara birbirleriyle anlascabilcegi birerde dil veren rabbinin üstünlügünü unuturda, iki dile bilene üstünlük yüklüyorsun, ahmak insanoglu, sana kim ögretti bu dilleri. köpek köpekceyi nereden ögrendi demek yokmu, kedi kedi dilini nerden ögrendi demek yokmu, bunun bir kitabida okuluda yok, nerden ögeniyor bunlar demek yokmu ahmak insanoglu, "köpegimi bu sene ilkokula gönderdim okumasini ögrendi" diyen varmi? köpek kendi dilini otamatik bilir, ama insan dilinide bilir, fakat konuşmaz sadece. "dab daba rab" ne demek acaba degilmi, yani musiki. yine mesela "şip şibidi şip" ne demek, yagmur ne diyor acaba diyen varmi. "kappudu kappudu kappudu kap" atin nali ne diyor acaba demek yokmu?
Hz. Yunus efendimiz, derviş yunus bu makama eren biri, ne diyor : "sordum sari cicege, annen baban varmidir." " ne inilersin dertli dolap" . Hz isa ise, onun, o cicegin annesi kim? babasi kim bilen bir makam, bir üst makam. bu kimin cibilliyati bilebilen bir makam. onu kim yiyecekde, onda lokma olcak, hücre olcak biliyor. ve öyle olunca, sen senin olcak lokmayi yiyebilir, nefesi alabilirsin. ve bagaya, dozere, tanka, takilcak vidayi, radyoya takamazsin azizim, olmaz olmaaaaz, ahmak olmak lazim 36 lik bir vidayi kücücük radyoya takmaya kalkmak delilik degilde ne o zaman, ey kafir deccal, sen senin olmayan makama eremezsin, o makam mehdinin ise, sen elli defa ugraş, senin olmaz. sen senin olan lokmaya nasipdar olabilirsin ancak ahmak, koca ahmak. sen bilmezmisin

ve mehdilik de öyle ismini mehdi koymakla, babasinin ismini abdullah koymakla, bilmem suriyede şamda namaz kilmamklada olmaz.

O nu yerdekilerde bilir, göktekilerde bilirken, ey kendi bilmez, ahmak cakma mehdiler, yok olun şimdi, kaybolun şimdi, ahmaklar sürüsü, daha derviş yunus derecesini ermemiş birinin mehdilige kalkmasi ancak DANGILLIKDIR.

::::::

Hz. Haticenin ümmertin annesi oldugunu söyledigimiz icin, bizi yine yalanci cikarmaya kalkanlar oldu, ve bunu bu hafta şu satirlarla anlatip ispat edip cevaplayacagiz:

Herkesin bir cibillyati olan hayvan cinsinden sifati vardir, ve o hayvanin özelliklerinden taşir o kimse, ve hatcenin ümmetin annesi olmasi yani mesela karincalarda bir tane anne vardir, anne karinca bütün karincalarin annesidir, tabiatta örnegi varmi var. yine arilardada aynidir durum. ve meryemin, mehdinin yani isanin annesi olmasi, ve gelceekden gelen cocugun annesi olmasi demek ise, yani bütün mehdi cocuklarinin annesi demek olur. ve yine meryem, fakir meryem, cocugunu, öyle saraylarda büyütmedi isayi, deneleri harmana götüren arabalardan dökülen bugday başaklarini toplayarak büyüttü. ey mehdi cocuklarinin anneleri, öyle mehdiye bu cocuklara bakmiyorsun diye saray saltanat beklemeyin, yani an karinca meryem, başak topliyarak büyüttüyse, isa ruhullah olmasina ragmen, Alllahin en fakir kulu olan isa, Allah katinda en zenginlerden birisi, ve yine ali agaoglu ile özyilmazel konusu o nun bu konuyu yanliş anlayip, yanliş lansetmesi yüzünden, ve cok eşli hayvanlar belli, tek eşlilerde belli, ve süleyman aleyhisselamin 300 eşi olmasi, öyle belki sizin bildiginiz gibi degil, bir kadini alip boşarsan, istersen böyle 300 degil 3000 kadinla evlen boşan, varmi şeriata aykiri bir durum? yok. o zaman, onun 300 karisi olmasi, bir anda hareminde 300 kadin tutmuş olmayabilir degilmi? Bunun versionlari cok, ve bir ciftlikde bir tane saglam salma erkek at varsa, o bütün dişileri döllerki, ari diri ve soolu bir at soyu olsun diye degilmi? cünkü o at gercek soydur, gercek erkekdir, onun döllemesi, dogacak bütün yeni bebe atlarin ari diri irk at olmasi icindir degilmi?yine ciftlikde bvir koc bütün ciftligin koyunlari döller damizlik koc odur cünkü ve böyle olunca karişik irk olmaz ari diri irk olur yine, ve böyle olunca tek eşli hayvanlarda bellidir ve onlarda tek eşliligi korurlar
ve tabiatta örnekleri var.
saf kelimesi nerde geciyor mesala "saf kan at", "saf irk" safiye yani saf irk demekdir, yani o makama ancak saf irk olan kimseler ulaşabilir yani , hitler köpegi kendisini saf irk saniyordu ahmak. yani alman iti doberman saf irk diyordu, yani ahmak dünyada bir doberman köpegi yok, ve herkes doberman köpegi olcak diye bir hukuk olmaz, herkez köpek olursa, kedi ne olcak, yahut balik ne olcak, kuş ne olcak, ve digerlerini yok edip dünyayi tek irk yapma projesi, böyle ahmak birinin akli olabilir zaten, dangillarin başkmutani, onun ardindan gidenlerde zaten doppel dangil demek. yani dünyada at ayri bir soy, aslan ayri bir soy, kedi ayri bir soy, ve hepsininin ari diri irki vardir, amma bozdular ve artik öyle bir ari irk yok dencek kadar az, cünkü elma bozulunca oynaninca, nerde bulcan artik gercek elmayi, yok bir de, olanlarida öldürtüyorlar vararrsa. tavuk gribi dediler, gercek tavuklari ithaf etridiler, ve herkese bozuk irk tavuk sattilar, artik yokki gercek tavuk, kaldiysa bir kac bilinmeyen köyde kaldi belki, ve bu ayni sistem ile dometis faytini bir düşürdüler, adam satsada para etmiyor, kamyonlarca dometes cöpe döküldü, ertesi senede ekmediler, dometis tohumu kayboldu, sonra kendileri bozuk dometes soyunu sürdüler piyasaya, artikk gercek, ari diri dometes kalmadi yani, ve böylece bunlar, isde itler ve hitler akli ile, bütün diger soylari bozdular, ve kendi soylarini, ari irk kabul ettirmek icin digerini bozdular, ve onlar kendileri bu bozuklardan yemezler zaten, sen, ben ucuz diye alabilip yiyebiliyoz, kendileri iyisni yiyorlar, bunlarin sana ban yok onlardan ve işde mehdi bunlarin cerkina comak sokan oluyor. öyle yapiyorlar fallanc, sirni ortaya koyuyor böyle yapiyorlar, onuda acikliyor ve onlarin işinede gelmiyor ve bize rakip sahte mehdiler icad etdi kahpe gavur.
amma sahteler aslina rucu etriri senin yaptgin sahte dometisler, artik bizim gercek dometisi aramamiz gerketigini ögretsyse senin o tüpretgini sahte mehdilerde , inslarin gercek mehdjiyi arayip secmesini sebeb olckadir zaten. danke bu hizmeitne bilmeden yaptgin hizmetin icin.

Rabbim o ari diri soya ,saf soya, saf irka, mehdi soyuna, muhammed soyuna yardim etsinki, kafir decal ve irkiyla savaşinda güc kuvvet versin, onlari o kafirlere, galip getirsin, amiyn.


---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 12 Nisan 2016 SALI

Original Kar © glan



Bu konuyu yazdır

  Terakki - Cennet veya Cehenneme Dönüşüm
Yazar: RasitTunca - 06-09-2022, 12:22 PM - Forum: Tasavvuf Bilgileri - Yorum Yok


Terakki - Cennet veya Cehenneme Dönüşüm

(Kar©glanin 27 Nisan 2016 Vaazi)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ


Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ câekellezîne yu’minûne bi âyâtinâ fe kul selâmun aleykum ketebe rabbukum alâ nefsihir rahmete ennehu men amile minkum sûen bi cehâletin summe tâbe min ba’dihî ve asleha fe ennehu gafûrun rahîm

Meali :

Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

قُلْ إِنِّي عَلَى بَيِّنَةٍ مِّن رَّبِّي وَكَذَّبْتُم بِهِ مَا عِندِي مَا تَسْتَعْجِلُونَ بِهِ إِنِ الْحُكْمُ إِلاَّ لِلّهِ يَقُصُّ الْحَقَّ وَهُوَ خَيْرُ الْفَاصِلِينَ

Kul innî alâ beyyinetin min rabbî, ve kezzebtum bihî, mâ indî mâ testa’cilûne bihî, inil hukmu illâ lillâh(lillâhi), yakussul hakka ve huve hayrul fâsılîn

Meali :

Ben sizinle, o sizin acele ettiginiz Kiyamet arasindaki ayrac gibiyim. Ki baziniz onu, kisa ve yakin kilmaya calişirken, ben (veya O) ise, onunla (Kiyamet ile) araya fasila koyup, acmaya calişanim. Artik Aramizda ki Hüküm Allahindir.

(Sadakallahul Aziym EN'AM-57 ayet )

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular

“En şiddetli düşmanın, iki yanın arasındaki nefsindir.”

( Hadis-i Şerif , Beyhakî)

“Şüphesiz ki her şeye cilâ verecek bir âlet vardır, kalbin cilâsı ise zikrullahtır.”


( Hadis-i Şerif , C. Sağir)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd"

Yolculugumuza başliyoruz :

[attachment=38461]

Zikri Raşidi Evradı Pro9.3 Çıktı, Aldinizmi Okudunuzmu

[attachment=38462]


Yolumuzdan gidecek ve zikirilerimizi cekecek olanlarin dikkat edecegi hususlar
1 - ilk 40 gün aksatmamaya calişmak. Eger aksarsada en kisa sürede 40 güne tamam etmek
2 - Bu dualarin yaklaşik tamami, ya ayet, yada hadislerden derlenmişdir. Dualari dua olarak anlamini bilmeden okumayi birakip, dualarin manalarini, internete yazarak veya hafizlardan sorarak, manalarinida bulup ögrenip öyle okumaya devam etmek, cünkü şeytan ve Deccal aleyhillane, size ilerde bu dualari yanliş okutmak icin yollar arayacakdir, ve siz manasinida bilirseniz, sizi yaniltamaz, amma sadece arapca ezbercilik yaparsaniz, o zaman "e" yerine "be" dedirtir ve FAYDA YERINE ZARARI OLUR.
3- ilerde siz duada hizlandikca, şeytan ve deccal sizin gözünüze duayi yanliş göstermek icin, okurken sizi adim adim takip edecek, ve sizi yakalarsa size duada iyi şeyler isterken bunlari ters cevirip kendinize beddua ettirnmeye calişabilir, buraya gelince dikkat ediniz, ve şeytan ve deccal sizi takibe başladiysa bir ibadette, mesala namazda hanefiyi yapiyorsaniz, onun yaklayacagini hissetginizde, o ibadetin şafisini biliyorsaniz şafiye gecin hemen, onuda yakalacacak olursa, maliki ve hanbeliye atlayin hemen, yani eger duanizi arapca okuyor manasinida kendi dilinizde biliyorsaniz, birde yabanci diliniz var ise, o zaman mansini bilirseniz tam sizi yakalayacagi sirada, mesala almancaya ve ingilizceye gecin, atlayin. almanca manasini dua edin, o zaman yakalayip yaniltamaz, yani sekte yapin, birinden birine sekin ve sekte koyunki sizi takib edemesin.sonra tekrar arapcaya dönersiniz izinizi kaybettirince.
4- Artiik Zikirleri ezberleyince, bazen zikrederken, diliniz zikrederken, akliniza başka şeyler gelecekdir, ve siz onlari düşünürken dil otamatik pilota gecip zikre devam etcekdir. ancak akliniz başinize gelipde zikrinizi hatirlayinca otamatik pilottaki dilin zikrettigi yer, sizin biraktigniz yer olmayabilir, o ileri veya geri kalmiş olabilir, siz burada, aynen bazi televizlyonlarin cok kanalli bir satalit receiverini acinca, sen mesala TRT1 e bakacan amma, acinca TV yi o dünkü kaldigi yerde kalmiş olabilir, ve o yüzden, sen acinca aynen yeniden TRT1 sececegin gibi, Zikirde de uyaniklik hali gelipde kumanda size gecince, hatirladiginiz kadari ile, en son kaldiginiz yerden devam edin, otamatik pilotunkinden degil yani .
5- Cektiginiz zikirlerde bazen şeytan unutturur, veya yerimizi kaybettirir ve ikimi cektim ücmü cektim durumuna düşeriz, aynen namazda iki mi kildim ücmü gibi, bu durumda evla olan, kalbimiz kac cekdim diyorsa onda karar kilip gerisini tamam etmekdir. nitekim namazda kural, böyle bir vehme düşünce yapilmasi gereken, kalbin kacda mutmain ise o kadari kildim sayip, kalani tamamladikdan sonra, iki defa secde edip selam vemek yani sehiv secdesi yapmak yeterli dedi muhammed. bizde duamiza alfabe duasi koyduk ki onunla zaten hatalarimiz ve eksiklerimiz tamamlanmiş olcak. yani duamizin sehiv secdeside işde o alfabe duamizdir, zaten zikirin (Evradin) icinde mevcuttur.
---oOo---

Vaaza dönersek gecen hafta sibgatullah demek Biyolojideki DNA demekdir demişdik. ve ayrica

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُواْ اتَّقُواْ اللّهَ وَكُونُواْ مَعَ الصَّادِقِينَ

Yâ eyyuhâllezîne âmenûttekûllâhe ve kûnû meas sâdikîn.

Ey iman edip Allah’a yaklaşmayı dileyenler, doğrularla iyilerle beraber olun.

TEVBE Suresi 119. ayet

ve Allah müminlerine ve dostlarina iyilerle berabar olmamizi emretmiş, yoksa bizlerin hasta olacagini, amma bu hastalik manevi olur ammada maddi olur demişdik. Ve

Allah’ın sevmediği davranışlarin sevmedigi kimselerde oldugunu, onlardan uzak durmak gerektigini yazdik, bununda bizim maddi ve manevi sihhatimiz icin oldugunu yazdik söyledik. ve böyle olunca Yeni versionumnuzda Ebubekr olarak dogabilmek icin, ve onun tabiatinda cibilliyatinda dogabilmek icin, sadikjarla beraber olmak gerekmektde, ve sözünün eri sadik sözüne sadik kimselerr olmak gerekmekdedir, böyle olunca dogacak cocuga konacak olan Ebubekir ismi öyle yalancikdan degil bizatihi Ebu bekir gibi cocuklar dogabilir, yine adaletli ve adil kimselerle dostlukda, onlarain ahlakiyla ahlaklanirda adaletli davaranabilirsek, o zaman yeni veersionumuzda Ömer olarak dogariz, yahutta buna zit olanlar, Hz. ömere münafiklik edenler gibi dogar, yahut ibrahim ibrahim ise, onun antisi gibi davrananlarda, nemrut olarak dogarlar, musa olcak cocugunda illaki bir firavunu olur, yani onun antisi olarak dogan firavun cibilliyatli cocuk.
DNA spiralinde 3 sarmal vardir, birincisi anne taafrindan gecmişimiz, 2. si baba tarafindan gecmişimiz, ve 3. de ceddimiz yani, hangi peygamber soyundaniz, onu belli eder, ve hepsinden karekteristik özelikler alir cocuk ,bu DNA sayesinde, o yüzden mesela memeli hayvanlar bellidir, ve onlarin cibilliyatini taşiyan kadin ve erkeklerde, gögüs kisimi iri olur, ve memesiz hayvan olanlarda ise gögüsler kücükdür, memesiz olurlar, onlarin cibillyatini taşiyan insanlar, yine zehirliler bellidir, zararli kimseler,zarari neticesinde hangi zarari oluşturuyor ise, o hayvanin cibiliyatini taşiyor demekdir.
ve işde eger, ebu bekr gibi cocuk olmak isterken, dogrular yerine, kazibin ile yalancilarla beraber olunursa, işde o zaman Ebubekrin antisi olacak olan cocuklar dogar, yani allah herkesi düşmani ile yaratirki biri ile digerini tesviye eder işde.

Zikir Evradimizdaki istiaze duasinin gayeside budur zaten. kendimizi ve askerlerimizi bu kötü sifatli kimselerden uzak tutmakdir manasi, ve sütü süt olarak muhafaza edemeyen, peynir yaparda muhafaza eder, peynir olarak muhafaza edemeyen yogurt yapar, ve maya olarak muhafaza eder, onuda yapamayan kesik ve norcuk olarak cökelek olarak muhafaza eder, onuda yapamayan kurtlu kurtlu yer, bu temsili misaldir. insan insan olarak kalamiyorsa, kendi dogdugu sifatini koruyamaz ise bir alt seviyeye iner, onu muhafaza etmeye calişir, onuda edemez ise, yine bir derece daha aşagi iner, ve onu muhafaza etmeye calişir, iyilerden en altta levvame nefis vardir, en azindan levvame nefsi korur onuda koruyamaz ise ateşe girmeye razi olur, ve kötü veya zehirli yahut vahşi bir yaratik olmaya razi geldi demekdir, ve cehhenem ehli oldugu ve olacagi aşikaredir, ve cennette akrep olmaz, cennette timsah olmaz, cennet ulvi ve temiz salih kullarin yurdudur, gercek mümin zarari dokunmadigi gibi birde derecesi yüksek olanlar faydalidir, en azindan Hz üzeyrin eşegi gibi sirtina binilir, yükünü taşir, seni taşir, bir üst "at cibilliyati" yine daha süratli gider, seni ve yükünü varacagin yere ulaştirir, daha faydalisi mesela "ari" kendisi yenmez amma, yaptigi bal temizdir yenir, şifa olur, daha iyisi inek koyun gibi, hem etinden, hem sütünden, hem derisinden fayda görülür ve bunun misalide hem yaşarken faydalidir, hemde öldülkden sonrda faydli olan alimler gibi kimselerin cibilliyatlari olan hayvani nefisler. Amma bir timsah deresine gölüne geleni hart diye yutar, faydasi yok birde zarari var.
işde iyilerle beraber olarak iyilerin ahlaki ile ahlaklanan elbet terakki eder, onlarla beraber olur onlarin gidecegi yere gider , onlarla iyilerle beraber olup dostluk etmeyen daglarda kurtlarla tilkilerle dostluga başlar, ve en kötü yaratiklara kadar düşer, ve en son kötü bir mikrop olur cikar. ve en aşagi nefislerin başi emmare nefisli kimseler olurlar ve onun aşagisi "emmare bissüi" kötülükden zevk alan nefis, cehennem ehli yaratiklar, artik cehhenneme dönmüş olanlar gecen haftlardaki ayet, yani cehennemin parcasi olmuş olan yaratiklar. Temsili misal mümin birisini köpek isirdi, işde senin bir günahina cehennem oldu yakdi, yani isirdi seni, daha ne cehennemi ariyon sen, ve bir başkasi ateş oldu ve bir mümini yakdi, işde bir günahin yüzünden o ateşin parcasi olmuş bir insanin cibilliyati seni yakdi, sana zarar verdi demekdir.
Dinde terakki vardir ve nefis katman katman ya yükselir ulvi ruh derecesine cikar, yada sufli kötü ruh derecesine iner, kimde hata ettikden sonra kendini düzeltirse, rabbinin rahmeti onu yakalar ve terakki eder, bu terakki ya iyilere dogrudur, yada kötülere dogrudur, ya yukari, yada aşagi dogru olur bu baştaki ayette şöyle gecer:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

إِذَا جَاءكَ الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِآيَاتِنَا فَقُلْ سَلاَمٌ عَلَيْكُمْ كَتَبَ رَبُّكُمْ عَلَى نَفْسِهِ الرَّحْمَةَ أَنَّهُ مَن عَمِلَ مِنكُمْ سُوءًا بِجَهَالَةٍ ثُمَّ تَابَ مِن بَعْدِهِ وَأَصْلَحَ فَأَنَّهُ غَفُورٌ رَّحِيمٌ


Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve izâ câekellezîne yu’minûne bi âyâtinâ fe kul selâmun aleykum ketebe rabbukum alâ nefsihir rahmete ennehu men amile minkum sûen bi cehâletin summe tâbe min ba’dihî ve asleha fe ennehu gafûrun rahîm

Meali :

Âyetlerimize iman edenler sana geldikleri zaman, de ki: “Selâm olsun size! Rabbiniz kendi üzerine rahmeti (merhameti) yazdı. Şöyle ki: Sizden kim cahillikle bir kabahat işler de sonra peşinden tövbe eder, kendini düzeltirse (bilmiş olun ki) O, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”

Sadakallahul Aziym EN'AM-54 ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ

Fe selâmun leke min ashâbil yemîn.Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn. Fe nuzulun min hamîm. veya Ha ve mim . Ve tasliyetu cahîm.
İnne hâzâ le huve hakkul yakîn

Ey sağdaki!( ey iyler zümresi) Sana selam olsun!
(Dallin veya sol ve kötüler) Ama yalanlayıcı sapıklardan ise,
Ve onlar icin alevli ateşe atılma vardır. su gibi kaynamak vardir.
veya asli vatani ateş olmak vardir, yani ateşden bir parca olmak vardir.(yani Cehenneme dönüşmek vardir.)
ve bunlar muhakkakki taddirilarak, hakkal yakin bilinir ve ögretilir.

VÂKIA Suresi 91. 92. 93. 94. 95. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً فَادْخُلِي فِي عِبَادِي وَادْخُلِي جَنَّتِي

Yâ eyyetuhân nefsul mutmainneh, İrciî ilâ rabbiki râdzıyeten mardzıyyeh, Fedhulî fî ibâdî, Vedhulî cennetî.

Meali :
Ey mutmain olan nefs!“Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! gir kullarimin içine , gir cennetime (Cennete dönüş, Cennetin parçası ol)

FECR Suresi 27. 28. 29. ve 30. ayetleri

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ

Rabbenâ lâ tuziğ kulûbenâ ba’de iz hedeytenâ veheb lenâ min ledunke rahmeh(rahmeten), inneke entel vehhâb. Rabbenâ inneke câmiun nâsi li yevmin lâ raybe fîh(fîhî), innallâhe lâ yuhliful mîâd.

Meali :
(Onlar şöyle yakarırlar): “Rabbimiz! Bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi eğriltme. Bize katından bir rahmet bahşet. Şüphesiz sen çok bahşedensin.”
“Rabbimiz! Şüphesiz sen, hakkında şüphe olmayan bir günde insanları toplayacaksın. Şüphesiz Allah va’dinden dönmez.”

ALİ İMRAN Suresi 8. ve 9. ayet

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ


''Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..! '

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 27 Nisan 2016 Çarşamba

Original Kar © glan

Bu konuyu yazdır